yaşam küçük bir bunalım esintisi gibidir
hayatın akışına hep ters takla cevaplar, biraz isyan, biraz umut...
yaşımın büyük olduğundan ya da tecrübelerimden değil bu çok bilmişliğim.
sadece gözlemler yanıtlar hayattaki bilmeceleri
bende hayatı bilmece farzeden bir karakterim düşün
yanıtlamayı kendine vacip saymış
bulmaya çalıştıkça uçamayan bir güvercin,
bulduğu yanıtlarda boğulan bir yunus,
dengenin içindeki çelişkinin arasına sıkışmış bir insan belki...
daha bunu çözemedim ama acelem yok.
bulmak zorunda da değilim.
zorunda olmadığım şeyleri anlamam dahi zaman aldı
çünkü fazlasıyla cahilim.
mesela diyeyim
mutlu olmak şart sandım,
mutsuz olduğumu görmezden gelerek yaşadım
ve mutsuzluğu yeni tanıyorum.
mutsuzluğu sevmeye çabalarken sevmenin de şart olmadığı gerçeğiyle çarpıştım
fazla samimiyetin getirdiği yalnızlık ile yenik düştüm
her daim güçlü gözükmeye çalışmanın yorgunluğunda baş başa kaldım
her daim gülümseyen birinin gülmediğinde kötü damga yediğini öğrendim
kendimi açıklamayı sevmediğimde gizemli kız madalyasını takmış buldum
ve anladım ki insanlık gördükleriyle muamele yapan bilgi yoksunluğuyla dolu
her gülenin mutlu,
her dik duranın kibirli,
samimi olanın yalnız olduğu bir dünya...
yanıt bulmak sadece 20 senemi aldı
hoşgeldiniz idrak olduğum yıllar
...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder