4 Şubat 2020 Salı

Bilmiyoruz.
Aslında neyi bilmediğimizi bile bilmiyoruz.
Her nefes bir zehir . Yaşamak için mecbur olduğumuzu sandığımız o her nefes sanki ölüme itiyor.
Bir çoğumuz yaşarken ölmüyor muyuz ? Ölüm, bedeninden soğuması mı sadece ? Hayır hayır bunu bilim insanları uyduruyor. Bizim ölmeden önce ruhumuz soğuyor.
Biz önce yola çıkıyoruz, heybemizde gereksiz binlerce söz ile ...
Sonra heybemizden çıkarıyoruz o sözleri, yanlışlara bırakıyoruz.
Bu yolculuk çıkmak sokağa kadar devam ediyor. İşte yolun sonu. O duvara toslama anı,
 öldüğün an ve aslında yaşamı anladığın ilk an ...
Ölümle yaşamı bu kadar zıt düşünme baksana öldüğün an yaşamın ne olduğunu anlıyorsun.
Kapattın mı gözlerini en sevdiğin şarkıyı dinlerken ? Dur dur !Korkma, akmadı ki yaşın, akmaz.
Daha ne kadar üzülebilirsin sanki ... Bunun bir sonu olmalı... Yok.
Her sızı acı olacak buram buram. Sanma sahile uzanacaksın, hayır. Sen yangına uzacaksın, sızıya yaslanacaksın, belki şair olacaksın, belki ilham olacaksın. Sonunda hikayeyi hatırlamayacaksın . Sadece hisler olacak yanında ve bu sefer aklında başında ...
Sözleri yanlış insanlara sarfettin, şimdi hisleri yanlış insanlara israf etmeyeceksin.
Güneş her geçen gün nasıl doğuyorsa, yeniden doğacaksın. Yeniden hikayeye başlayaksın.
Unutma ! Güneş her akşam batıyor. Aldanma tepedeki ışığına, sadece bil. Bil ki, o Güneş batsada yeniden doğacak. Karanlığı aydınlatan yıldızlar ışığını Güneşten alacak.
Batışını seyre dal birdahakine...
Bu sefer umut olsun yanında. Başını kendi omzuna yasla. Yeni bir gün için yeniden, hep yeniden yaşa ...


S.C.
5 ŞUBAT 2020
01.20 EV

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder