4 Şubat 2018 Pazar

Ya RasulAllah
Yitikliğimin silsilesi sonucu bu hale geldi acziyetim. Her daim hatırımdasın derken ki samimiyetimi kaybettim. Utanıyorum adın anılınca salavât getirip kalbime götürünce elimi. Utanıyorum, aklıma geliyor sahabelerin salavâtta ellerini kalplerine götürme sebebi . O zaman aşikâr oluyor sevginin sadece dilde tekrîr ettiği. Bunu bilince utanıyorum. Gerçekler vuruyor yüzüme, bu yazıyı kaleme alırken utanıyorum. Bilinçsizliğim gün yüzüne çıkıyor. Bir Müslüman olarak seni hakkıyla anlatamayacak olmanın endişesi yakıyor içimi. Aklıma geliyor Musab Bin Umeyr şehid olunca meleklerin Musab bin Umeyr suretinde harbe devam etmesi ... Enes b. Malik'in Senin vefat haberini alınca arkadaşlarına " o halde sizde ölün ! " deyişi yankılanıyor kulağımda. Hifa Hatûn'un senin sözüne itaat edip teslimiyetle evlenerek "sabredenlerden" olması, Ya Allah deyince içi titreyen Hz. Ebûbekir yaşartıyor gözlerimi, utanıyorum seni o kadar sevemiyor olmaktan, dünya işlerinde unutmaktan, en kötüsü de unuttuğumu sonradan fark etmiş olmaktan utanıyorum. Çok korkuyorum "İlla Ümmetim " diyen Peygamber'e layık olamamaktan, tövbe etmeye vaktim kalmadan, samimiyetle adın anılınca gözüm yaşarmadan göçersem diye korkuyorum. Seni üzecek olmak titretmiyorsa kalbimi, İslam ışığı aydınlatmaya yetmiyorsa dünyamı ziyandayım, biliyorum. Bir tarihi hadise gibi dinliyorsam yaşamını, sözlerini mecburiyetten ezberliyorsam zindan sayılan bu ömrümü Seni anlamadan bitirmekten korkuyorum. Akıl sır ermeyen o kütük kadar olamamaktan, tövbe edince bile Hz. Vahşiye yaklaşamamaktan korkuyorum. Eskiden seni anlatan şiirlere ses olurdu nefesim. Dinleyenleri ağlatırdım, o anki halim nakşederdi. Şimdilerde ise uhûvetimi kaybetmiş olmaktan çekiniyorum.
 Çok üzdüler mi Seni ?
Biliyorum, ne taş atanlar yaktı bu kadar canını, ne yetim dediklerinde için bu kadar acıdı. En çok gaflete düşen ben yaktım içini, en çok Ümmetin unuttu Seni ... Sen en kıymetli derken ahir zaman Ümmetine, biz görmeden sevmenin kadr-i kıymetini bilemedik. İsyanlar sıraladık dilimize...

Ey Servet-i Kainat, iki Cihan Peygamber'i, 18.000 Alemin Nuru...
Biz kara gözlerinin hayalinde kaybolamadık. Seni sözlerin için kilometreleri yayan gelmedik, en kötü sahabe kadar olamadık . Bir kez gelmedin rüyama, bir kere görmeyi dilemeye cesaret edemedim. Hadsizliğimdendir bu kaleme aldığım yazı. Kelâmını susturdun kalememi yazıyorsun şimdi diyeceksin bana, biliyorum. Layıkıyla anlatamıyorum, ziyandaki her saliseme acıyorum. Seni anlamadığım, Allah (C.C) kelâmını sayıklamadığım her günün acısı bir yana dursun günahını görmezden gelen kalbime kızıyorum ama onu da karartan benim değil mi ? Nefsime suç buluyorum, şeytan aldattı diyorum çoğu zaman ancak bu bir telafi sesi olamaz ki ! Allah(C.C.) ki buyuruyor "aldanma !" diye irademe hainlik yapıp kılıfını nefsime ben uydurdum.
Seni anan haksız kelam eder mi ? Hakk diye atan kalp şeytana boyun eğer mi ?
Kandım Ya ResulAllah af dilemeye yüzüm yok Rabb'imden. Seni unutmuşken, Seni tanımazken, nasıl anlatacağım  kulağı Allah kelamı duymayan nesile , nasıl !? Anladım artık. Suç benim, suçlu benim ! Kılıf uydurmuyorum hatama... Seni ben unuttum ve şimdi telafisini arıyorum.
Ya Rabbi, Habibini anışımızdan haberdar et ! (Amin)
Üzülmesin artık. Cehaletin pençesindeki bir ümmeti daha açtı gözlerini ...


                                                         

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder