28 Aralık 2015 Pazartesi

...

susuyorum
yok olduğun her anda birer mısra susuyorum
en dolu olduğum anlarda düşündükçe susuyorum.
gökyüzü elimde, kayıp giden yıldızlar gibi tek tek düşüyor yaşlar.
susmanın acısı olsa gerek
anlamadığım onca söze birer birer küsüyorum.
umut denilen her ne ise insanı hapseden bir tuzak.
kafeste uçamayan sıkışan bir kuş misaliyim şimdi
üstelik kafes açılsada kanadım kırık, uçamam artık
birden fazla bocalama da boğuluyorum,
yine gecelere sarıyorum
unutturuyor sanıyorum yıldızlar gündüzleri
halbuki tek tek tazeleniyor hafızam...
geceyi seviyorum çünkü yorgunluğumu çekiyor .
bir zamanlar saflık vardı,  en azından bunu hatırlıyorum
bir şeyler dökülsün gönlünden mesela
bana bitmeyen bir şey söyle
aklına gelen ilk ne ise o olsun senin kalemine düşen
kalemden işleyelim
anlam kazanmak zorunda değil yazdıkların
fon eşliğinde okurken sana yeterince anlam katacaklar zaten
sadece sus
bırak kalemin konuşsun
belki kızdıkların ilham kaynağın oluyordur.
ama son defa sus kıracaksan
kaybedersem\n bağlanır, çabalarsan yorulursun
sadece sağada ineceğim de
öfke sadece boşluğa çeker seni
hee şunu da söyleyeyim
bilmişlik değil gayretim
zaten bildiğimde yok ne haddime değil mi ?
kısa bir not gelsin o zaman
mesele benim ne yazdığım değil ki,
okurken senin ne anladığın..
ve bitmeyen bir gece bıraktım arkamda
şimdi sen anla
yağmur yağsa...

SEMANUR COŞKUN
(S.C.)






21 Aralık 2015 Pazartesi

Azıcık Ben


yaşam küçük bir bunalım esintisi gibidir
hayatın akışına hep ters takla cevaplar, biraz isyan, biraz umut...
yaşımın büyük olduğundan ya da tecrübelerimden değil bu çok bilmişliğim.
sadece gözlemler yanıtlar hayattaki bilmeceleri
bende hayatı bilmece farzeden bir karakterim düşün
yanıtlamayı kendine vacip saymış
bulmaya çalıştıkça uçamayan bir güvercin,
bulduğu yanıtlarda boğulan bir yunus,
dengenin içindeki çelişkinin arasına sıkışmış bir insan belki...
daha bunu çözemedim ama acelem yok.
bulmak zorunda da değilim.
zorunda olmadığım şeyleri anlamam dahi zaman aldı
çünkü fazlasıyla cahilim.
mesela diyeyim
mutlu olmak şart sandım,
mutsuz olduğumu görmezden gelerek yaşadım
ve mutsuzluğu yeni tanıyorum.
mutsuzluğu sevmeye çabalarken sevmenin de şart olmadığı gerçeğiyle çarpıştım
fazla samimiyetin getirdiği yalnızlık ile yenik düştüm
her daim güçlü gözükmeye çalışmanın yorgunluğunda baş başa kaldım
her daim gülümseyen birinin gülmediğinde kötü damga yediğini öğrendim
kendimi açıklamayı sevmediğimde gizemli kız madalyasını takmış buldum
ve anladım ki insanlık gördükleriyle muamele yapan bilgi yoksunluğuyla dolu
her gülenin mutlu,
her dik duranın kibirli,
samimi olanın yalnız olduğu bir dünya...
yanıt bulmak sadece 20 senemi aldı
hoşgeldiniz idrak olduğum yıllar 
...

30 Kasım 2015 Pazartesi

MİSAL DİYELİM

...Hayat, unutmak istediklerin ve unutmak zorunda oldukların olarak ikiye ayırır seni
Bazen ikisinin arasında ve hiçbir yerde kalırsın. Unutmak istersin çünkü unutmak zorundasındır...
Böyle bir hayatta nefesle boğuşmak çok zor olsagerek.
Çok zor !
İmdat demeye takatim bitik,
Gurur desen almış başını gitmiş... Zirvelere
Susmak mı ?
Artık ona bile lüzum yok.

Semanur Coşkun (S.C.)


24 Kasım 2015 Salı

Şşş HERKES UYUYOR GECEYİ SEVENLER BURADA

Durur durur da gece yazarım ben zaten
Rutindir bunlar bende...
Mutlu olduğumda yazamam mesala,
En çok burukken vurur ilham bana...
Çok acı çektiğimden değil, sadece geceyi çok sevdiğimden...
Gündüzün aksine gece korkutmaz beni 
Tüm kötülükleri gizler karanlığında
Hüznünü, hatanı, yaralarını yüzüne vurmaz.
Geceleri gizli ağlarken yorganını yüzüne usulca çeksen kimse anlamaz
Ama gündüzleri biraz somurtsan hasta sanarlar
Her şey aydınlıktır çünkü alışmışlardır gülümsemene
Bu iyi kabul,
Yanında olanı da görürsün gün aydınlığında
Dost kim bilirsin yanı başında
Peki ya yanında sadece kendini görmek istediğinde ne olacak ?
O zaman geceyi bekle işte
O dinlesin, o okusun seni
O sarsın karanlığa
Kimseye madur etmez gece seni
Sadece korkarsın...
O da kendinden olsa gerek...
Geceden değil karanlıktan korkarsın,
Gecenin gizemi ürkütür seni
Korkma
Bırak kendini gecenin uğultusunda çok güzel anlatıyor beni
...
Ama gece hiçbir şeyi unutturmaz
Unutulmaz
...


SEMANUR COŞKUN (S.C.)

22 Kasım 2015 Pazar

GÜLÜMSE

...
Suskunluğumun arasında çığlıklarım var !
Unutmak mı ?
Ramak kaldı.
İnce ince düşündüğüm her heceyi tek tek siliyorum.
Yazmak kadar silmekte acı ...
Sezen Aksu parçaları düşüveriyor dilime
Geceler mi uzadı, bu karanlık ne ?
Ardından seni kimler aldı diyorum ...
Lütfen görmeyeyim seniden sonra
Artık hayatımdan çıksan diyorum. Bu ikili delilik sona erse
Git şarkısından sonra gitme dura takılı kalıyorum.

Ama sonra yine susuyorum...
Başlıklara,
Başlangıçlara adım adım ilerliyorum...

En önemli günlerde yoruldum diye her şeyi siliveriyorum
Kendi kendime yazdığım şiirlerim ile birlikte
Kendimi de rafa kaldırıyorum
Raf ömrü bitince ölüm gelir biliyorum
Uzatmaya gerek yok !
Az kaldı
Kendimi kendime çağırıyorum...

Semanur Coşkun
( S.C. )

'' HER ŞEY ŞİİR DEĞİLDİR AMA HER ŞEY MISRALAR İLE DUYGUYA BOYANIR. ''


17 Kasım 2015 Salı

Halâ uyuyor musun ?
Bir boşlukta baştan aşağıya sallanmaktı her saniye nefes almak.
Mecbur olduğunu bildiğindendir ki hiç bıkkınlık hissetmezsin.
Bu bir alışkanlıktır söylüyorum çünkü farkına varmanızı istiyorum.
Mesele ne nefes meselesi ne de boşluktaki bedenin
Mesele sensin !
Farkında olmak zorunda oldukların ve farkında olmadan yaptıkların.
Şimdi tekrar soruyorum, uyandın mı ?
Uyanmak istemezsen anlarım çünkü bende uyandığıma pişmanım.
Şimdi örnekler sende
Buna ister sevgi de
İster güven
İster nefret de
Mecburiyetini bırakınca anlayacaksın
Sadece yalan dünyada bir oyuncaksın
...

Semanur Coşkun (S.C.)

16 Kasım 2015 Pazartesi

YANGIN YERİ

...
Hayatın içindeki koşturmanın yanı sıra onca yorgunluğun üstüne bir de hüzün kaplar insanı...
Yetmez sanki omzundaki yükler, ekler durur !
Durmaksızın...
Kulağında ince ince fısıltılar dolanır.
Bu bir fon olmalı...
Ney sesi mi desem, klarnet mi, ud mu, kanun mu ?
Tabiri zor olsa da hüznün sesi duyana hiç değişmez.
Hüzün sessizdir aslında...
Biz sessizliği dinlemeyi severiz. Sessizlikte bir kavuşmadır çünkü
İllaki birine kavuşma olması şart mı? İnsan kendine kavuşamaz mı ?
O kadar susturduk ki , o kadar ket vurduk ki içimize, duyamaz olduk.
Belki yaralarımız kanadı.. Sızısı hiç azalmadı ama hissetmekten vazgeçtik.
Belki de gönül bir yumağa döndü; Boş verdik, görmezden geldik
İçi yandı, çok ağladı onu da susturmasını bildik.
Kılıflar uydurduk..
En büyüğüne ''GURUR'' dedik, geçtik.
Biz geçtikte acaba geçti mi ?
... bunu bilemedik.

Bu yüzden bende hüzün yeri
Aslında hep yangın yeri
   


SEMANUR COŞKUN (S.C.)


11 Kasım 2015 Çarşamba

Yine biriken onca şey olmasına rağmen sözlerim boğazımda yumak oluşturuyor. 
O kadar yazılar, onca bilinmeyenler var ki içimde sustukça yutmak istiyorum...
lakin takılıyor, olmuyor.
Benden daha çok beni anlamayanlar benden iyi bilir duruma geliyorlar sanki BENİ .
...ve durup aynaya baktığımda kendimle çelişiyorum .
Ben onların BEN ettiği kişi değilim.
Ben, benim ! ve o BENi bir tek BEN bilebilirim.


Ben olan BEN' SELAM OLSUN ...

:)

7 Kasım 2015 Cumartesi

Saat 06.02 saatimi 2 saat önce geri aldım ve yoğun geçirdiğim bir saatimi olmamış gibi çöpe attım. Herkes gibi...
Aslına bakarsanız kaç saat önce geri aldığımdan da emin değilim. Sonuçta yaşanmamış gibi.
Değil mi ?

5 Kasım 2015 Perşembe

İnanmayı özlemek gibi her şey 
Var mısın yok musun bilmediğim bir uçurum kenarındayım şimdi
Sorsam ? soramam.
Sen kimsin bilemem
Anlamak zor kendimi de bilemiyorum ki yazmak geldiği her an yazıyorum sadece .
Tabiki kimsenin görmediği defterime yazdığım gibi olamaz
Ya da kalemsiz yazmak kalem ile yazmanın zevkini vermez
Ama olsun ...

işte başlıyoruz...