25 Haziran 2024 Salı

Artık Büyüdüm

Uzun zaman oldu dokunmayalı mısralara

Yazamamak değil elbet küsmek benim ki

Ne olacak ki ne değiştirebilirim?

Bin bir gülüşün arasına sıkışmış kederim

Ben kimim? Kime ne diyebilirim?

Bazen diyorum...

Cehalet sarsaydı da benliğimi ben de uyuyor olsaydım.

Yük olur muydu o zaman bildiklerim?

...

Önceden sığamadığım dünyada, mısralara sığınırdım

Onlara sarılır, onlara yaslanırdım.

Ben de vefasızlaştım artık.

Uğramaz oldum dert yandığım kaleme

ama ihanet etmedim...

Yine anlatmadım kimseye

Yazmak yük oldu, susmayı buldum.

Susmak zor geldi, 

Kahkahalara sığındım gölge gibi...

Yetti mi derseniz, yetmedi...

Kendimi arıyorum hala

ama kabullenmeye ramak kaldı boşluk hissini...

Bilmem ki

Belki de boşluktur dolduran içimi.

Bu yüzden sığamıyorumdur hiçbir kalıba,

Bu yüzden yürümeyi seviyor,

Bu yüzden gökyüzünü dost belliyorumdur.

Belki kaçmaktır benim huyum...

Bu yüzden geceleri uykusuzluğa savruluyorumdur.

Ben anladım artık.

Hapsolmuşum, ne acı...

Kırıntılarla avutmuyorum artık kendimi. 

Üzgünüm.

Ben Büyüdüm...


02.08

Ev

26.06.2024

2 Kasım 2022 Çarşamba

ZAMANE GENÇLİĞİ Mİ, BİZİM ESERİMİZ Mİ ?

Saat 19.00 ana haber izleyen ebeveynler ve dünyadan haberi olduğunu varsayan ülkeden bir haber dolanan genç kardeşlerimiz. Türkiye'nin günümüz aile yapısının özeti budur. Peki biz bu muyuz ?  Ana haberler başlamışken ülke gündemi her kanalda başka cereyan ediyor tabii. Acılar aynı ama... Her kanal ard arda sıralıyor kehanetleri. Her biri bir sonraki günün habercisi gibi. Önce kadın cinayeti, sonra intihar, sonra bulunan ceset, sonra aile faciası, sonra cinnet, dolandırıcılar, bir bilezik için katil olanlar, gamsızlar, elinde telefonla kameraman kesilenler sonrasında twitterda hashtag. Bu sefer de duyarcılar sarıyor etrafımızı. Hücresinde keyif çatan genç kardeşimiz adalet elçisi olarak bir tweet atıp aynı gururla tiktokta keşfetine düşen siyasi kısa videoyu izliyor. Önceleri kadın hakları diyen feministler vardı sonra cinsiyet eğilimini değiştirmek isteyenleri destekleyenler türedi. Farklı olanlara korkmayın size kucak açıyoruz derlerken cinsiyetsiz olalım bu bizim tercihimiz değil ki diyenler başladı. Ergenliği geciktirip kendimizi keşfedelim sonra cinsiyet seçeriz diyenler türedi. Bunlar nasıl oldu biliyor musunuz ? Aile yapısını bozarak. Önce evlerimiz büyüdü, herkes iş hayatına girdi. Ailecek yemek masasında toplanamaz olduk. Sonra yavaş yavaş bağlılığımızı azalttığımız ailemizden ayrıldık. Bu sefer evler küçüldü. 1+1, 1+0 dairelerde oturup aile büyüklerimizi davet edemez olduk. Neyse ki Bayramlar var diyeceğim ama hay Allah onlarda hep tatillere denk geldi ...

Sayın anneler sayın babalar. Çocuklarınız evlerinde hücre hayatı yaşıyor. Sadece ihtiyaçları için çıktıkları odaları sizce onlar için aile sıcaklığında mı? 

Çocuklarınız oynadıkları oyunlarla sanal bir dünya kuruyorlar. Yan yana dahi tanıyamadığınız evlatlarınız sanalda ayrı bir kimlik buluyor. Oyun için başka biri oluyorlar. Oyunda kural belli gerçek hayatla sanal karışmayacak! Sanalda serbestsiniz. İstediğiniz kişi olun. Oyunda erkek oyunculardan para haklamak için kadın karakter oluyorlar mesela. İsterlerse polis, isterlerse terörist oluyorlar. Birbirlerini vurup sonra dirilmelerini bekliyorlar. Hiç tanımadıkları insanlara kanka diye sesleniyorlar. Küfürler havada uçarken yok ya anneme küfür etmedi ki sinirle söyledi deyip tüm çirkinlikleri yutuveriyorlar.  Karşısındaki rütbeli oyuncuysa evdeki isyankar çocuk nezaket timsali kesiliyor. Yaş farkı olmaksızın oyunlarla kaybediyoruz kardeşlerimizi. Bir bir normalleşiyor her şey...

Bir zamanlar televizyonda +18 görünce kanal değiştiren annelerimizin yerini sansür olmadığı için internet kanallarını izleyen annelerimiz aldı. Çocuğuna telefonu bırak diyen anneler sosyal medyada mutlu anne selfieleri paylaşıyor. Neden biliyor musunuz ? 3 nesil yanlış yetiştik. Bâtılı din sanan, cahilliği rehber edinen büyüklerimiz ayıp yapma, ayıp söyleme, biz büyüklerimizden öyle görmedik diye diye evlat yetiştirdiler. Köyde saçları önden gözüken, düğünlerinde açık gelinlik giyen sözde dindar büyüklerimiz çocuk yetiştirdi. Bir kesim büyüdü Hakk'ı buldu, bir kesim mahallenin ayıp dediğini din sandı. Ayıbı din sananlar sorgusuz sualsiz çocuk yetiştirdi. Baskı altında genç oldu çocukları. Köşeyi dönünce eteğini kıvıran, babası görmeden köşede sigara içen gençler yetişti. Sorun yoktu. Mahallede kısa giymek ayıptı herkes kısa giydiğinde ayıp kalkıyordu. Sigara içmek baba karşısında yanlıştı. Çünkü babası da dedesinin karşısında içmiyordu. Üniversiteye gidince bozdu denilen çocuklar böyle ailelerin çocuklardır. Aile baskısıyla yetişen çocuk baskının kalktığı yerde önce etrafını ayıplar sonra onlar gibi olmak isterken kontrolü kaybeder. Çünkü birey olmak nedir, doğru nedir ? Bilmez. Kaybolur gider. Ben, baskı altında büyüdüm benim çocuğum böyle büyümeyecek diye düşünenler ebeveyn oldu. Onların çocuklarını görüyoruz şimdi. 5 yaşında dudağına ruj süren, akımlara video çekenler onların çocukları. Geleceğin anne babaları.  Belki de ebeveyn olmamayı tercih ederler malum böyle kirli bir dünyaya çocuk getirilmezdi değil mi ?

Kınamıyorum Dostlar. Sadece üzülüyorum. Biz bu muyuz gerçekten? 21. yy'ın gerçeği bu mu ? Kaç senede bu kadar evrimleştik. Çocukları pandemide bilgisayar başında oturttuk. Okula gelen çocuk aileden sonra öğretmen gözetiminde olurdu. Evde olan çocuk en güvenli olduğu yerde himayesiz kaldı. Saat 09.000da dersi çok erken bulan veliler isyan etti. 10.00daki dersi de uyuyarak takip ettiler zaten. Anne de öğretmen de görmedi. Ödevim var dedi birkaç saat daha oturdu bilgisayar başına. İnternetten ders videoları izledi. Dersi oyun reklamlarıyla bölündü. Bir kapattı, iki kapattı evde bunalan çocuk bu sefer oyuna bağlandı.  Çocuk bilgisayar başında savunmasızca gezdi. Ders sayfası altından oyun oynadı. İşte biz burada kaybettik. Ziyan oldu çocuklarımız. Ziyan oldu gençlerimiz. Ziyan olduk ...

Semanur COŞKUN

25 Ekim 2022

01.02

3 Ekim 2022 Pazartesi

Vazgeçmek konulu şarkılar var şimdi kulağımda
Uzun menzilli, kısa planlı bir yolculuk vuruyor limana
Gidesim geldi.
ama korkuyorum.
Her şeyden vazgeçmişken ya kendimden de geçersem ?
Nereye ait olduğunu bilememek diye bir şey var.
İliklerine kadar mutsuz olman
Üşüyorum.
Neredesin, sen buldun mu kendini ?
Uzaktan hayran olduğun şehir ya Nazım'a çevirirse seni
Tanınmaz olursun bu girdap yutar adamı
Sen daha bilmiyorsun.
Gülerek yürüdüğün yollar savurunca canın kanayacak.
Sen sakın dinleme onları
Hepsinin elleri soğuk.
Unutulan bir şarkı geldi aklıma ...
"Gidilmemiş dünya kadar yerler var daha
hoyrat zamanı sor goncagüle gelir mi bu günler bir daha ?"

Semanur COŞKUN
04.10.2022
02.50

12 Eylül 2022 Pazartesi

Düğüm olur her cefa kalmaz yarınlara edilecek Dua

Ne diyeceksin sevmekte adam gibi olmayana ?

Belirsizlikler bin bir yumak çözemezsin içi karanlık olanı

Saf kötü, gözleri ateş, boyu gökdelen ama bana ulaşamadı

Kanadımı kırsa ne ala benim zümrüdü anka

O yıktım sanacak sildim yası, kara günleri hala yarılamadı

Gülümse olmayacak yarınımda keder. Teselli olsun ümitlerin beni terk eder.

Bir aynadan gelsin herkese nasihat. Gözden önce yüreğine bak.

S.C.

Semanur COŞKUN

17.28

12 EYLÜL 2022


8 Ağustos 2022 Pazartesi

Yüz bin parça bin bir umutsuz gün... Beni benden alan hayal kırıklıkları doldurdu sandıkları... 
Ne gülmeye mecal kaldı ne ağlamaya. Sallanıyoruz çaresiz her bir adımda. Siz hala direniyor sanıyorsunuz. Sessiz çığlıklara tıkalı yüreğiniz. Küskünüz artık her birinize.
Ziyan olduk genç yaşımızda, ruhumuzdan yana kaldık, Yara aldık. Bittik, tükendik...
Gençti aylar, geçti yıllar kim kimi bilir bu saatten sonra? Ben dahi bilmezken beni...
Hava karardı yok karşıma çıkacak aydın. Benim hayallerim yarım.
İnce ince işledim iki gün önce. Yeniden tohum attım toprağa, bu sefer yeşerecek mi beklemiyorum.
Ben baharda bile kışı yaşıyorum.

S.C.

22.00
08.08.2022

28 Haziran 2022 Salı

DERTTAŞ


Gökyüzü bilsin ama çakmasın şimşek
İlan eylemesin fani anlamaz hepsi gaflet.
Aydınlanır gece zifiri kalbin değilse aydın,
Bir kıvılcım seste yastığa, döşeğe saklanırsın.
Korkuyorum aslında ben de sevmem pek gök gürültüsü
Sesimi vuruyor bana dinleyemem yaşını, sözünü
Bekledim bir süre yosun tutmuş kalemim
Bir defter aldım ki elime, dur ! Önce tozunu sileyim.
Ses ver hayat, bende ben kalmadı yaşadığımı bileyim,
Aşikar etmem ben sükûtum de seninle dertleşeyim.
Gürlesin de derttaş ben susayım o söylesin.
Kaçsın fırtınadan korkan. Kendini bilen gelsin.
Boş lafa karnımız tok bu böyle bilinsin.

S.C. 
EV
29 HAZİRAN 2022
03.10

15 Nisan 2022 Cuma

İNSAN

Yol yok artık köprüleri yıktık

Derin sığınaklarda inliyor insan

Korunak sanıp kafa/nı kaldırdığın yapay gökyüzü

Elini uzatınca tutabilecek olman ondan

Böyle de yaşanır. Her şeye alışır insan

Gün, hüzün, yalan, dolan, keder, aldatma ya da gam ...

Bundan benim yıkılmalarım

Herkesi kendimden sanmam.

Ruhumuz yorgun, isyanımız ondan

Umutsuzluğu sırtımızda taşırken

Nerede mutlu olabilir insan ?

Üşüyorum şimdilerde gittiğim her yerde

Aylardan Nisan, yıllanmış yokluğun

Olduğum hiçbir yerde sen yoksun

Koşsam durmadan senli yola çıkmaz yolum

Bu sokaklarda çürüdü çocukluğum

S.C.

03.32

16.04.2022