18 Şubat 2020 Salı

EY NESİL !

Doğmamın bir sebebi olmalı diye düşünmeli insan. O sebebe öyle sıkı tutunmalı ki yağmur olup arındırmalı. Yeni nesilden umudumu kestiğim yıllardan birindeydim öyle bir pencere açıldı ki umudum sımsıkı tutundu kötü yılların inadına.
İlmimin zekatını vermek zorundayım diye çırpınıp, insanların çığlıklarını kulak tıkayamamak ama el uzatamamak gibi çelişkili acizliğin içirisinde kıvranırken, uçurumda ki el ben olmalıyım diye çaba harcarken anladım ki uçurum yolunu kapata bilirmişim.
Daha yolun başındayım sanırken asıl yol başını gözlüyorum şimdi. Geç olmadan uzat kolunu tut derken onlar beni tutuyorlar hayatta. Hani bizler şöyle bir nesle bakıp " ahh ahh bizim zamanımızda böyle miydi ?" diyoruz ya işte tam o sınırdayım.
Öyle kalplere dokunmak nasip oldu ki kötülüğün bile onların elinde masumlaştığını anladım. Bunu anlatmak için herhangi  bir çaba içerisinde olmamaları da hayret verici. Yoksulluk, çaresizlik bile onların karşında hiçten ibaret. Küçücük bedenleriyle dağ gibi duruyorlar karşımda. Onlara yol oluyorum, onların umutlarına yaslanıyorum. Bazen çok acımasız olduklarını hissettiğim de oluyor. Hatta öyle ki burnumun direği sızlıyor, ağlamamak için tırnaklarımı etime geçiriyorum. Sonra iki kelam dökülüyor dilimden. Şükürler olsun ki Rabb'im o an alıyor sırtımdan yükü. Vicdan diyorum. Benim kendimde dökmemek için sıktığım yaşlarım onlardan akıyor. Diyorum ki ah be çocuk senin kötülüğün bile masum ...

S.C.
00.15 EV
Haberlerde hep uçurum
Harabelerde hep vurgun
İmtihanı geçen yok
Kimsenin değil karnı tok

Dönmüyor kimsenin talihi
Söylemiyor susuyor hakikati
Kör vicdanı
Sallıyor ayaklarını
Rabb'im yolluyor imdadı

Soytarı sever boş gezenin boş kalfası
Cehalet kol gezer isterse çağırır eşrafı
Kalemi kırar çok konuşanın gelir belası
Bakma laflarına kızılcıktandır kızaran suratı

Yetmez aklı yok diması
Meczup olursun yoktur şifası
Kelam yetişmez sevmez sabrı
Herkese selam verir sırtı
Çehresi yok o da ne yapsın zavallı

Elinde hep bıcak 
Kalem hepsinden keskin çıkacak
Cahil ile kes muhabbeti 
Bak Güneş nasıl doğacak 


S.C.
23.32 EV


4 Şubat 2020 Salı

Bilmiyoruz.
Aslında neyi bilmediğimizi bile bilmiyoruz.
Her nefes bir zehir . Yaşamak için mecbur olduğumuzu sandığımız o her nefes sanki ölüme itiyor.
Bir çoğumuz yaşarken ölmüyor muyuz ? Ölüm, bedeninden soğuması mı sadece ? Hayır hayır bunu bilim insanları uyduruyor. Bizim ölmeden önce ruhumuz soğuyor.
Biz önce yola çıkıyoruz, heybemizde gereksiz binlerce söz ile ...
Sonra heybemizden çıkarıyoruz o sözleri, yanlışlara bırakıyoruz.
Bu yolculuk çıkmak sokağa kadar devam ediyor. İşte yolun sonu. O duvara toslama anı,
 öldüğün an ve aslında yaşamı anladığın ilk an ...
Ölümle yaşamı bu kadar zıt düşünme baksana öldüğün an yaşamın ne olduğunu anlıyorsun.
Kapattın mı gözlerini en sevdiğin şarkıyı dinlerken ? Dur dur !Korkma, akmadı ki yaşın, akmaz.
Daha ne kadar üzülebilirsin sanki ... Bunun bir sonu olmalı... Yok.
Her sızı acı olacak buram buram. Sanma sahile uzanacaksın, hayır. Sen yangına uzacaksın, sızıya yaslanacaksın, belki şair olacaksın, belki ilham olacaksın. Sonunda hikayeyi hatırlamayacaksın . Sadece hisler olacak yanında ve bu sefer aklında başında ...
Sözleri yanlış insanlara sarfettin, şimdi hisleri yanlış insanlara israf etmeyeceksin.
Güneş her geçen gün nasıl doğuyorsa, yeniden doğacaksın. Yeniden hikayeye başlayaksın.
Unutma ! Güneş her akşam batıyor. Aldanma tepedeki ışığına, sadece bil. Bil ki, o Güneş batsada yeniden doğacak. Karanlığı aydınlatan yıldızlar ışığını Güneşten alacak.
Batışını seyre dal birdahakine...
Bu sefer umut olsun yanında. Başını kendi omzuna yasla. Yeni bir gün için yeniden, hep yeniden yaşa ...


S.C.
5 ŞUBAT 2020
01.20 EV