16 Eylül 2016 Cuma

İnanma ihtiyacı ile doğan insanın en büyük hatasıdır dünyaya inanmak.
Halbûki insanoğluna bahşedilen duygu hissettiğimizden çok başka değil miydi ?
Mesela; biz güvenmeyi inanmak saydık, lakayitliği samimiyet, yalanı şaka...
Sandıklarımız ile asılları arasındaki uçurumu farkedemeyenler olarak yere çakıldık.
Zaten eninde sonunda hayallerimizden düşecektik. Bunu kabullenenler olarak çokta bir sızı hissetmedik, belki ...
Asıl mesele dünyayı nasıl yorumladığımızdan geçiyor değil mi ?
Geceyi karanlık yorumlayanlar nasıl yorganın altına saklandıysalar, dünyayı mekân sananlarda aldandılar.

Halbûki bilmez miydi tüccar hanın sadece misafirhâne olduğunu !?

Bilmediğinden değil elbet !
Şeytan'da böyle aldatmıştı insanoğlunu.Heveslere köle olan insan aldanmıştı ilk adımda...
Ne yasak bildi, ne emir . gaflet yumağı sarıp sarmalamış olsagerek fanîyi.
Ders almayı bilemeyen bizler her engelde düştük, derman bulamadık sabıra ...
Dizler yara bere içinde, hani o geçti.
Yürek kan revan içinde, hadi o da geçti ...
Gcçecekler ile oyalanır iken geçen zamanın hakkını sormayacak mıydı Hakk ?
Peki ya tövbe kapısına gidemeden handan göçersek...?
O zaman ne diyecektim, var mıydı bahanem ?

Suâl vaktinde varacaksa dilin sen bul bahaneni kardeşim ...

S.C.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder